Sağlık bilgi platformuı - 09 Aralık 2022, Cuma

Sezaryen oranı nasıl düşecek?

22 Şubat 2017
Resim bulunamadı

Sağlık Bakanlığı gündemindeki en önemli sorulardan biri bu. Çünkü Türkiye OECD ülkeleri arasında sezaryende birinci oldu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yüzde 5’in altındaki sezaryen oranları ile yüzde 15’in üzerindeki sezaryen oranları o ülkede anne çocuk sağlığı açısından bir sorun olduğu anlamına geliyor. Her iki bebekten biri sezaryen ile doğuyor. İstanbul’da bazı özel hastanelerdeki sezaryen oranları yüzde 80’leri aşmış durumda. İşin

Araştırmalara göre normal doğum hem anne, hem de bebek için en sağlıklı olanı. Ancak bilimsel veriler ne kadar güçlü olursa olsun, anne adaylarındaki ağrılı doğum korkusu, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarında da anne ve bebeğe bir şey olacak korkusunu gidermeye yetmiyor. Sağlık Bakanlığı’nın kamu ve özel hastaneleri uyarması, ceza uygulaması getirmesi sorunu çözmeye yetmedi. Hatta ceza tehdidinin kamuoyunda duvara çarpma etkisi yarattığını bile söyleyebilirim. Sağlık Bakanlığı bu konuyu konunun tüm taraflarıyla ele almak için bir çalıştay düzenledi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adına Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’na bağlı Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü’nün Ankara’da Meyra Otel’de 10-11 Şubat 2017 tarihlerinde düzenlediği sezaryen çalıştayına katıldım. Bir sağlık habercisi olarak çok bilgilendiğim çalıştay ile ilgili olarak hazırlanan bir rapora katkıda bulundum.

Çalıştay sonunda sezaryenin kimsenin elinde tutmak istemediği ateşten bir top olarak gördüm. Sezaryenin azaltılmasını herkes isterken bunu kimin, ya da kimlerin yapacağı konusu tam olarak netleştirilemedi. Belki çalıştay sonunda hazırlanan raporlar bu sorunun aşılmasına yardımcı olacak. İşte sezaryenin artmasında en büyük rolü üstlenen sorun başlıkları:

ANNE ADAYLARINA NORMALDOĞUMU DESTEKLEYİCİ EĞİTİM VERİLEMİYOR

Türkiye’de her yıl 1 milyon 300 bin kadın doğum yapıyor. Bu kadınların yalnızca 200 bini Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde gebe takibi yapılırken normal doğumu destekleyici bir eğitime alınabilmiş durumda.

EĞİTİM ARTTIKÇA SEZARYEN DE ARTIYOR

Gelişmiş ülkelerde eğitim arttıkça normal doğum oranı artarken Türkiye’de durum tam aksi. Normal doğum eğitim seviyesi düşük kadınlarda daha yüksek görülüyor. Yani eğitimli kadın normal doğumdan korkuyor.

EBELERİN YARISI İDARİ İŞLERDE ÇALIŞTIRILIYOR

Normal doğumun desteklenmesinde en önemli sağlık personeli olarak ebeler görülüyor. Ancak 52 bin ebenin 47 bini kamuda görev yapıyor. Ebelerin yüzde 58’i de idari görevlerde bulunduruluyor.

EBELERİN TIBBI HATA SİGORTASI YOK

İlginç olanı doğum yaptıran ebelerin tıbbi hata sigortası da bulunmuyor. Çalıştaydaki ebeler normal doğumu destekleyici bir yaklaşım benimsediklerini ama meslek olarak hem döner sermaye paylarının artırılmadığını hem de tıbbi hata sigortasından yararlandırılmadıklarını hatırlatıyorlar. Sorumluluğu almaya hazırlar. Ama ücret ve sigorta konusundaki sorunların ortadan kaldırılması şartıyla. Aksi halde normal doğumu en iyi yaptıran uzman ebeler belli bir yaştan sonra hemen idari bir bölüme geçmenin yolunu arıyorlar.

SEZARYENİN AZALTILMASINDA MEDYANIN ROLÜ NE OLMALI?

Benim de içinde yer aldığım, Opr. Dr. Sare Davudoğlu ve Dr. Seçil Özkan’ın moderatörlüğünü yaptığı Halk Sağlığı, Tarih, Sosyoloji, İletişim Çalıştay Grubu’nda ise medyada kullanılacak mesajların olumlu olması, ceza vurgusu yapılmaması gerektiği vurgulandı. Kadınları normal vajinal doğum konusunda bilgilendirecek kişilerin medyada yer alması, normal doğumun insan hakkı olarak konforlu olanaklarla sağlanabileceğinin gündemde tutulmasına işaret edildi. Normal doğum ile ilgili mesajların da düzenli aralıklarla verilmesi gerektiği hazırlanan raporda yer aldı.
Sonuç; eğer tüm taraflar taşın altına elini koymazsa, eğitim, ücret, tıbbi hata sigortası gibi sorunlar çözülmez ise daha uzun süre Sağlık Bakanlığı özel hastanelere ceza vermeyi sürdürecek, sezaryenin azaltılması da sağlanamayacak. Tartışmalar da sürüp gidecek.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz